Gezilecek yerlerGüneydoğu AnadoluTürkiye

Mardin

Mardin

Mardin

Mardin Şehri Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. 10 tane ilçesi vardır. Koruma altına alınmış birçok tarihi eseri bünyesinde barındırmaktadır. Bünyesinde birden fazla kutsal din, birden fazla inancı barındırması nedeniyle büyük bir değere sahiptir. İpek yolu üzerinde olduğu için kervansaraylar ve hanlar bulunmaktadır. Mardin’in ilçeleri, Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşillidir. Çevresinde batısında Şanlıurfa, doğusunda Şırnak, kuzeydoğusunda Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, güneyinde ise Suriye yer almaktadır.

 Mardin kültür turizmi ve inanç turizmi açısında görülmeye değer bir şehrimizdir.

Mardin’de karasal iklim hakimdir. Bu genel kurala sadece birkaç ilçe uymamaktadır. Derik, Savur ve Nusaybin de ise Akdeniz iklimi görülmektedir. Kış mevsimi çok sert geçer, yazın ise çöl sıcakları nedeniyle aşırı sıcak ve kurak geçmektedir. Ölçülen en yüksek sıcaklık derecesi 42,5 derece en düşük sıcaklık derecesi ise -14 derecedir. Ayrıca bölge ilkbahar yaz gibi çöllerden gelen toz taşınımı etkisi altına girer.

Mardin’i bahar aylarında ziyaret etmek en doğru olanıdır. Çünkü en güzel zamanları bahar aylarıdır. Ne çok sıcak olur ne de çok soğuk…

Mardin’in yemekleri hem yöresel hem de tarihsel süreci olan yemeklerdir. Lebeniye çorbası, mercimek çorbası, soğan kebabı, patates kebabı, mazlum, kibbe, Mardin çiğköftesi, dobo, semizotu tavası, içli köfte, aya köfte, dolma çeşitleri, cevizli börek, sembusek, kıneble, sütlaç, peynir helvası, zerde, un helvası, mırra, likör, üzüm suyu, nar suyu, sumak meşhur olan yemek ve içecekleridir.

 Mardin’de Gündüz ve Gece Ne Yapmalı?

Güzel bir kahvaltının ardından camii, kilise, manastır ve müze ziyaret edebilir, çarşıları gezebilirsiniz. Hamam sefası yapabilir yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. Mardin’de gece hayatı çok sakindir. Daha çok dinlenmeye ve muhabbet etmeye daha fazla rastlanmaktadır.

Alışveriş yapmaya aşık olan ziyaretçiler için de güzel önerilerimiz bulunmaktadır. Mardin’e özgü olan mavi badem şekeri, bıttım sabunu, peksimet ekmeği, leblebisi, Mardin telkari aksesuarları çok meşhurdur. Mardin’e özel bu  ürünlerden alarak sevdiklerinize armağan edebilirsiniz.

Mardin’de havaalanına ulaşım şehir merkezine 20 km uzaklıkta bulunan Mardin havalimanı Mardin’e hizmet vermektedir. İç hatlara çalışmaktadır. Havalimanına ulaşım otobüs, taksi ya da servisler ile kolayca sağlanmaktadır.

Mardin Gezilecek Yerler

Mardin hakkında biraz bilgi vermek isterim. Mardin, Türkiye’nin en kalabalık 26. Şehridir. Suriye ile sınır komşusu olup on ilçesi bulunmaktadır. Yaklaşık 790 bin nüfusuyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Mardin ili, gerçek bir açık hava müzesi’dir diyebiliriz. M.Ö 4500 yıllarına dayanan köklü tarihi ile yıllar içerisinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Sokaklar da gezerken her biri farklı medeniyete ait olan yapılara rastlayabilirsiniz. Camileri, kiliseleri, kaleleri ve muazzam görüntüdeki evleriyle, hayatta bir kere olsun gitmeniz gereken yerlerin başında gelmektedir. Mardin gezisini günübirlik yapmayı düşünüyorsanız vazgeçin derim. Tam manasıyla Mardin’i gezdim diyebilmeniz için 4 gününüzü ayırmanız gerekiyor. Mardin’i nisan, mayıs ve eylül, ekim aylarında ziyaret etmenizi tavsiye edebilirim.

Müze Kartları; Türkiye’nin çoğu ilinde geçerli olan ücretsiz giriş yapabilmenizi sağlayan Müzekart ile Mardin’de yer alan müzeleri ve turistik yerleri ziyaret edebilirsiniz.

Mardin Kalesi : Kartal yuvası olarakta bilinmektedir. Şehrin çok büyük bir kısmının sırtını dayadığı bir yerdir. Kale; Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerinin zafer kazanıp zaferler kaybettiği önemli bir kaledir.

M.S. 330 yılında ateşe ibadet edip güneşe tapan Şad Buhari adındaki bir kral buraya gelerek Mardin Kalesi’nde kalmıştır. Hastalıklarla boğuşan kral burada kaldığı süreç içerisinde iyileşme gösterince, buraya bir kasır yaptırarak yıl boyunca burada yaşamıştır. Sonrasında memleketi Pers ve Babil’den pek çok asker ve sivil getirterek Mardin’e yerleştirmiştir. Halkın gelmesiyle birlikte M.S. 442 yılına dek çok fazla ilerlemelerin kaydedildiği görülmüştür. Bu yıldan itibaren sonra veba salgını olmasıyla birlikte hiç kimse sağ kalmamıştır, böylelikle kale boş kalmıştır.

Kale girişi ücretsizdir.

Midyat Saat Kulesi : Midyat’ta meydan, kavşak, cadde ve sokaklar oluşturma çalışmaları kapsamında Mutlu ve Ekin Mahalleleri meydanına Mardin Midyat taşından saat kulesi inşa edilmiştir. Saat kulesinin uzunluğu 8 metreyken genişliği ise 9 metrekaredir. Antik görüntü oluşturan Midyatı’ın ünlü taşıyla yapılan bir süs havuzu ve ışıklandırmalar ile ihtişamlı görünüme kavuşan kule Midyat ilçesine ayrı bir hava katmıştır. Şehrin simgesi haline gelen kule 2015 yılında meydana gelen terör olaylarında zarar görmüş olup bir sonraki sene onarım çalışmaları yaparak restore edilmiştir. Gelen tüm ziyaretçilerin önünde mutlaka hatıra fotoğrafı çektirdikleri bir yerdir.

Saat kulesini ziyaret ettikten sonra etrafındaki Midyat dükkanlarını gezebilirsiniz.

Mardin Sokakları : Mardin’in tarihi evleriyle meydana gelen arnavut kaldırımlı dar sokaklarını şehrin her yerinden görebiliyorsunuz. 1. Cadde olarak bilinen cadde de hepsini görme şansına sahipsiniz. Bu caddedeki tüm evler yenilenmiştir. Farklı tek bir renk bulunmuyor olup, oluşturdukları renk uyumu ile gözde yalın bir görüntü bırakıyor. Caddeye çıkan herhangi bir sokağa çevirin rotanızı ve gizemli sokakları keşfetmenin tadını çıkartın. Neredeyse iki kişinin yan yana yürüyemeyeceğiniz sokaklarda yürürken tarihi atmosferle etkileneceksiniz.

Mardin Evler : Bölgeye ait sarı kalker taşlarından yapılan şehirde Orta Çağ görüntüsüne bürünen Tarihi Mardin Evleri, adeta bir sanat eseridir. Yapımda kullanılan bu taşların özelliği, dışarının sıcaklığı, evin içerisine yansıtmayışıdır. Mazı Dağı’nın eteklerinde konumlandırılmış bu açık hava müzesini andıran evlerin oluşturduğu görüntü büyüleyici dersem yeri. Evlerin arasında yürürken bir labirentin içine girmiş hissine kapılacaksınız. Uzaktan birbiri üzerine sıralanmış şekilde görünen evler, gerek doğal konumu olsun gerekse yer yer ağaçlar ile iç içe geçmiş doğal bir görüntü yaratmaktadır. Kültürel ev motiflerinin ve kalker taşlarının bir araya gelerek tarihin aynasını yansıtıyor adeta.

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi : 2007 yılında onarım çalışmasına başlanan Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, 2009 yılında hizmete açılmıştır. Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan müze, Sabancı Vakfı tarafından yapılmıştır. Esas olarak II. Abdülhamid Dönemi’nde yaptırılmış olup, 1889 yılında Süvari Kışlası olarak uzun seneler kullanılmıştır. Günümüzde ise; Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi olarak kullanılmaktadır. Bazı kaynaklarda mimar olarak Lole olarak geçerken bazısında ise Ermeni Mimarbaşı Cebrail Hekimyan geçmektedir. Müzenin üst katında, Mardin kültürünü ve tarihini yansıtan eşyalar sergilenirken, alt katında ise Dilek Sabancı Sanat Galerisi içerisinde fotoğraf, resim, ebru ve güncel sanata ait eserler bulunuyor.

Kayseriye Çarşısı : Ulu Cami’nin bulunduğu ikinci cadde üzerindeki alışveriş noktası Mardin’de gitmeniz gereken yerlerin başında yer alıyor. Mardin’in mistik atmosferini içinde barındıran çarşının yapılış tarihi tam olarak bilinmese de, Artuklu Dönemi’nde 1487 – 1502 inşa edildiği sanılmaktadır. Dikdörtgen yapıdaki bina yapısının doğu, kuzey ve güney yönlerinde birer kapı bulunuyor. İç ve dış olarak iki bölümden oluşan bedestende; gümüşçülerden hediyelik eşyalara kadar çok fazla dükkan bulunuyor.

Mardin Müzesi : 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından, patrikhane olarak kullanılması amacıyla yapılmıştır. 1988 yılında Kültür Bakanlığı tarafından onarım çalışmaları kapsamında yenilenmiş ve 1995 yılında ise müze olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. Müze içindeki üç ayrı sergi odasının yanı sıra, çocuk ve yetişkinler için öğretici ve eğlenceli etkinlikler düzenlenmektedir. Eğlenirken öğreneceğiniz müzede, kütüphane ve sanat galerisini mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Hacı Şehmus Mete Konağı : Mardin Midyat’ta bulunan Hacı Şehmus Mete Konağı, klasik bir Midyat konağıdır. İçerisinde; ünlülerin bulunduğu el dokuması halılardan, pek çok yöresel eşya ve görsel unsur yer alıyor. Konağı özel kılan yerlerden biri de alt katındaki yeraltı mağarasıdır. Düzenleme işlemleri  olan mağaranın aslı bozulmadan özenle hazırlanmıştır. Etrafın ışıklandırılması son derece estetik bir görünüm kazandırmış.

Revaklı Çarşı : Mardin merkezde bulunan tarihi çarşılardan biri olan Revaklı Çarşısı yada bir diğer ismi ile Tellallar Çarşısı’nın bir kitabesi bulunmadığından kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemekte. Kesme taşlarından yapılan bu çarşı, dikkat çekici kemerleri ve doğrama pencereleriyle mimari açıdan incelenmeye değer bir yapıdır. Reyhaniye Cami’sinin hemen yanında bulunduğundan kolaylıkla ulaşılabilir.

Mardin Bakırcılar Çarşısı : Bakır ve gümüş işlemeleriyle nam salmış Bakırcılar Çarşısı’nın bir diğer adı da  Kazancılar Çarşısı’dır. Eserlerini yapan ustaları yapım aşamasında izleyebilir ve buraya ait etnik kökenli eşya veya takı gibi el işçiliği ile yapılan ürünleri yakından inceleyebilir ve tabi ki satın alabilirsiniz. Mardin gibi kültür ve etnik yönden baskın bir yere geliyorsanız birbirinden muhteşem ürünleri incelemeden dönmemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bakır ve gümüş el işlemelerine ilginiz varsa Mardin merkez ilçedeki Bakırcılar Çarşısı size hitap ediyor.

Mardin Midyat Kent Müzesi : Mardin’in Midyat ilçesinde yer alan Mardin Midyat Kent Müzesi, Midyat Belediyesi tarafından açılmış olup eski işlevinin han olduğu bilinmektedir. Burası mağaranın içinde kurulmuştur. Eski bir han olduğu içinde çok sayıda dükkan yer alıyor. Onarım çalışmaları sırasında bu özelliğine dokunulmamıştır. İçerisinde; Sümer, Akad, Mittani, Hitit, Asur, İskit, Babil, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı Dönemine ait parçalar sergilenirken ve antika severler için merak uyandırıcı bir hal almıştır. Önceden dükkan olarak kullanılan odalarda ise;  yöreye özgü tekniklerle işlenmiş kilim ve takı gibi eşyaların satışlarının yapılması için esnaflara verilmiştir.

Midyat Devlet Konukevi : Üç katlı Midyat Konukevi, Midyat Kaymakamlığı tarafından satın alınarak konukevine dönüştürülmüştür. En alt katın ana kayanın oyulmasıyla elde edilmiş bir oda ve hemen yanında eklenen bir bölümden meydana gelmektedir. İkinci kat, büyükçe bir teras ile birlikte üç odası bulunuyor. Üçüncü ve son katta ise, yine geniş bir teras ve iki oda yer alıyor. Buradan dama bir kapı açılıyor ve en güzel yeri burası sanırım. Midyat’ın güzel manzarasını ayaklarınızın altına seriyor. Ayrıca pek çok dizi de kullanıldığı bilinenler arasında.

Cumhuriyet Meydanı : Mardin’e geldiğiniz takdirde mutlaka yolunuzun düşeceği bir şekilde önünden geçeceğiniz Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan, Mardin Müzesi’nin ve çay bahçesinin otoparkı işlevin görüyor maalesef ki. Mardin Kalesi ve tarihi Mardin evlerinin harikulade görüntüsünü seyre dalabileceğiniz meydandaki Cumhuriyet Meydanı Aile Çay Bahçesi’nde bir şeyler yudumlamalısınız. Eğer denk gelirseniz meydanda düzenlenen konser etkinliklerini izleyebilirsiniz. Çay bahçesinde oturup keyifli bir şekilde içeceğinizden yudum alırken etrafınızdaki güzellikleri sessiz sedasız izleyebilirsiniz.

Beyazsu : Midyat- Nusaybin yolundna 25 kilometre uzaklıktaki Beyazsu, Mardin için adeta bir nimet. Kurak bitki örtüsünün ortasında yeşil kavak ve söğüt ağaçlarının güzelliğine güzellik kattığı Beyazsu, Mardin’in içme suyu ihtiyacını karşılıyor. Yerden kaynayan temiz su etrafına can vermekle kalmamış, pek çok ilçe içinde su kaynağı haline gelmiştir. Beyazsu içerisinde bulunan alabalık tesisleri ve piknik alanları şehrin kafa dinleyeceğiniz ve bunaltıcı sıcaklardan kaçarak kendinizi doğanın kucağına atabileceğiniz bir ortam.

Gurs Vadis : Mardin’in doğal güzelliklerinden bir tanesi de Gurs Vadisi’dir. Vadi Kızıltepe ilçesine 7 kilometre uzaklıkta yer alıyor olup, içerisinde görülmeye değer şelale ve daha nice doğal güzellikleriyle tam bir kaçış noktası durumuna gelmiştir. Mardin merkezde hava 40-45 dereceyken, vadide 30 dereceye kadar düşüyor. Sıcaktan bunalanların rotasını çevirebileceği doğa harikası Gurs Vadisi içinde; şelale, göletler ve piknik alanlarıyla birlikte Mardin’e gelindiğinde mutlaka görülmesi gereken bir yer. Günümüzde bahçe olarak kullanılan vadide tam 12 köy bulunuyor.

Turabdin Platosu  : Yüksek kalker platosunun üstündeki Tutabdin Platosu’nu, yüz yıllar önce keşişler yurt olarak kullanılmıştır. Görülmeye değer nitelikte bir kültür gezisi diyebilirim. Yukarı Mezopotamya’da yer alan bir kalkler platosu olup, Hizmetkarları Dağı ismiyle de biliniyor. Hizmetkarları Dağı ismiyle de biliniyor. Tanrı olarak adlandırılan bölge, 4. yüzyılda beri yapılan 80 manastırda keşişler ibadet etmişlerdir.

Gümüşova Mağarası (Mazıdağı) : Mardin Mazıdağı’na yaklaşık 30 kilometre mesafede yer alan Gümüşova Mağarası, Bizans Dönemi’nde kullanılmıştır. Bu sebeple Bizans Dönemi’nden kalan temel kalıntılarıyla giriş kapısı üzerinde de iki mühür resmi bulunuyor.

Deniz Mağarası (Derik) : Mardin’in Derik ilçesinde yer alan Hanok’a 8 kilometre uzaklıktaki Deniz Mağarası içerisinde yeraltı gölü bulunuyor. Bu sebeple Deniz ismini almıştır.

 Emünüddin Hamamı : Mardin’in Mesken Mahallesi’nde bulunan Emüniddin Küllüyesi’nin bir kısmında yer alan hamam, 12. yüzyılın ilk yarısına dek uzanmaktadır. Mardin’de yapılan ilk Türk hamamı olma özelliğini taşıyan bu hamamın yalnızca soyunma kabini bölümü günümüze kadar sağlam bir şekilde gelmiştir. Epey bir hasarlı olan hamamın, 1938 yılında Ord. Prof. A. Süheyl Ünver tarafından planı çizilerek yıkılmadan önce haline ilişkin bilgileri aktarabilmiştir.

Hamamın yıkılmadan önce çizilen planın krokisinde haç şeklinde bir sıcaklık olduğu ve çeşme arkasındaki tünelden girilebildiği görülüyor. Hamamın soyunma kabini kısmı tek kubbe şeklinde olup, içerisinde nişler yer alıyor. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre buradan alınan sular hasta tedavilerinden kullanılmaktaymış. Bu yönüyle külliye hamamının Anadolu’daki ilk tıp şifahanesi olarak yapıldığı da düşünülmektedir.

Linyevri Şifa Mağarası (Midyat) : Midyat’taki Gelinkaya Beldesi’nde konumlanan Linyevri Şifa Mağarası üzerinden sular akmaktadır. Yöre halkı tarafından bu akan suarın kaşıntıya iyi geldiği varsayılmaktadır.

Germ-i Ab Kaplıcası (Dargeçit) : Mardin’in Dargeçit ilçesine 18 kilometre mesafede yer alan Germ-i Ab Kaplıcası, Dicle Nehri kenarında bulunuyor olmasından dolayı sülfat, kalsiyum, magnezyum ve hidrojen sülfür kimyasal açısından zengindir. Kükürtlü suyu 40 derece olup, cilt hastalıkları ve romatizmaya iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıcada; bir tedavi havuzu ve içme çeşmeleri bulunuyor. Kalmak istiyorsunuz 250 yatak kapasiteli bir tesisi bulunuyor.

Savurkapı Radviyye Hamamı : Mezopotamya’nın göbeğinde gizemli mimari yapıların içerisinde hamam keyfi gerçekten unutulmaz bir deneyim yaşatacak sizlere. Mardin’de sizi etkileyecek hamamardan biri de kuşkusuz Savurkapı Hamamı’dır. Sitti Radviye Medresesi’nin hemen yanı başında yer alan hamam, dikdörtgen yapıdaki mimariye ve oval kubbesi ile oldukça ilgi çekici bir görüntü sunmaktadır. Yapım tarihine bakıldığından 1176 yılında yapılmış olduğu varsayılıyor. Hala hizmet vermeye devam eden Savurkapı, bir klasik olan Mardin taş mimarisine sahiptir. Mardin’in dar sokaklarından geçerek gidebileceğiniz hamamı hem kadın ve hem de erkekler kullanabiliyor. Tabi herkesin kullanım saatleri farklı.

Yeni Kapı Hamamı : Mardin’in Yeni Kapı Mahallesi’nin güney kısmında yer alan Yeni Kapı Hamamı, Melik Muzaffer Kara Arslan Vakıfları arasında bulunuyor. 13. yüzyılda inşa edilmiş olma ihtimali yüksek olup onarım işlemi,  Evkaf Memuru Şükrü Efendi tarafından 1915 yılında yapılmıştır. Bugün hamamın rastlanılan kalıntılarından, soyunma bölümünün planının oldukça değişik olduğu anlaşılmıştır. Soyunma kabinin beşik tonozlu olduğu ve buradan ılıklığa geçilmekteymiş.

Ulu Cami Hamamı : Ulu Cami Hamamı, Salih Mardin Ulu Cami Mahallesi’nde yer alıyor olup 1312-1363 yıllarında hüküm süren Artuklu Sultanı Melik tarafından ismini aldığı Ulu Cami’ye vakıf olarak inşa ettirilmiştir. Herhangi bir kitabesi bulunmadığı için vakıf kayıtlarından ve mimari açıdan incelendiğinde tarihi 14. yüzyıla kadar uzanıyor. Ulu Cami’nin doğu yönündeki beşik tonozlu bir kapıdan girdiğinizde dikdörtgen yapıdaki hamam karşılıyor sizi. Malzemelerinde kesme ve moloz taşları kullanılmış olan hamamın soyunma bölümü yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür.

Emir Hamamı : Emudin Külliyesi içerisinde yer alan Emir Hamamı, 12. yüzyılın başlarında Emuneddin Ilgazi tarafından inşa ettirilmiş olup, Mardin ilçe merkezinde cadde üzerinde konumlanıyor. Yüz yıllardır hizmet vermekte olan hamam, Mardin‘de rastlayabileceğiniz en otantik mekanlardan birisidir. Görüntüsü ile turistlerin ilgi odağı olmayı başarabilmiş. Bugün hala hamam olarak faaliyet gösteren Emir Hamamı üzerinde fazlaca değişiklik yapılmış olsa da soyunma kabiniyle fenerli kubbe hala aynı durumdadır.

MARDİN MUTFAĞI

Mardin’in yemekleri hem yöresel hem de tarihsel süreci olan yemeklerdir. Lebeniye çorbası, mercimek çorbası, soğan kebabı, patates kebabı, mazlum, kibbe, Mardin çiğköftesi, dobo, semizotu tavası, içli köfte, aya köfte, dolma çeşitleri, cevizli börek, sembusek, kıneble, sütlaç, peynir helvası, zerde, un helvası, mırra, likör, üzüm suyu, nar suyu, sumak meşhur olan yemek ve içecekleridir.

Ülkemizin her bir yanından lezzet kokuları alırken öylece durmak olmazdı. İlk durağımız Mardin oldu. Şimdi sizlere Mardin lezzetlerinden bahsedeceğiz. Hepsi yenmiş, test edilmiş, onaylanmıştır.

Tarihi çok eskilere dayanan Mardin, yüzlerce yılın vermiş olduğu devasa değerlere sahiptir. İpek Yolu güzergahı üzerinde bulunması, onlarca farklı kültüre ev sahipliği yapmış olması ve hayran olunası doğal güzellikleri sayesinde şehir, tam bir efsane. Ama biz bugün Mardin’in bu güzelliklerinden değil sadece ve sadece o köklü ve şahane mutfağından bahsetmek istiyoruz.

Çünkü sadece bu nefis yemekler için bile Mardin’e gidilir, öyle de iddialıyız.

Yemeklerden bahsedeceğiz, sizi bir alt satıra alacağız. Buyurunuz lütfen…

İşkembe dolması Kibbe : Kimilerine göre kibbe kimilerine göreyse kibe olarak bilinen bu yemek, aslında bir tür işkembe dolmasıdır… Kuzu ya da oğlak işkembesi kullanılarak yapıldığından fazlaca özen gerektiren kibbe, işkembenin et, pirinç, nane, yeni bahar ve isteğe bağlı olarak nohutun dahil olduğu, doyuruculukta üstüne tanımayan lezzetlerden.

Mardin usulü içli köfte İrok : İçli köftenin güzelliğinin baharatlarla taçlanıp lezzetini katladığı tariflerdendir irok. Köfteler kızartılarak hazırlanır.

İkbebet : Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorsanız Mardin’in en özel lezzetlerinden haşlama içli köfte ikbebeti mutlaka deneyin.

Soğan kebabı : Soğan, özenle hazırlanan kıymalı bir harç ve salçalı suyun bir araya gelmesiyle oluşuyor soğanlı kebap. Ceviz büyüklüğündeki kıymalı harç yarım soğanların içine doldurulup salçalı su ile tatlandırılır.

Kaburga dolması : Dev gibi bütün bir kaburga kullanılıyor. Bu yetmezmiş gibi içi için yine kuşbaşı doğranmış dana eti, pirinç ve çeşit çeşit baharat devreye giriyor. Ayrıca yanına maydonuzlu, dolmalık fıstıklı bir pilav hazırlanıyor.

Dobo : Mardin’de ete doyacaksınız. Dobo en yöresel ve en lezzetli yemeklerinden. Kuzu kol ile hazırlandığından yine bir tanesiyle birçok kişi rahat rahat doyabiliyor üstelik.

Firkiye ne demeyin ‘ okuyun ’

Çok farklı bir lezzet olduğu söylenebilir. Kuşbaşı doğranmış kuzu eti ve çağla bulunan bir lezzet. Genel olarak üzerine limon sıkılıp incecik kıyılmış maydanozlar serpildikten sonra yeniyor.

Kiliçe deyince aklımıza çörek gelecek.

Kiliçe, kliçe ya da Mardin çöreği… Farklı farklı isimleri olsa da bu çörek özünde un, şeker, süt gibi temel malzemelerin mahlep, tarçın, anason ve rezene gibi farklı tatlarla buluşmasıyla oluşuyor.

Dediğimiz gibi Mardin mutfağı çok zengin biz anlatmaya siz yemeye doyamayacaksınız. Saydığımız yemekler dışında onlarca lezzet bulunmaktadır. Diğerlerine diğer yazımızda yer vereceğiz. Yemek yemeyi sevenlere şimdiden afiyet olsun diyoruz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu